1936’da uçak üreten bir işadamı

Türkiye’nin girişimcilik tarihinin önemli isimlerinden biri olan Nuri Demirağ, 1886 yılında Sivas’ın Divriği kazasında doğdu. Divriği’nin köklü ailelerinden Mühürdarzade Ömer Bey’in oğlu Nuri, başarılı rüştiye eğitiminin ardı ndan bir süre aynı okulda muallimlik yaptı, ardından 1906 yılında Ziraat Bankası’ nın açtığı sınavı kazanarak Kangal ve Koçkiri şubelerinde çalıştı. 1908 yılında Meşrutiyet’in ilanıyla birçok kurumla birlikte Maliye Nezareti’nde de yeniden yapılanma başladı. Yetişmiş eleman sıkıntısının hat safhada olduğu o dönemde, Ziraat Bankası’ndan yetişenler, özellikle tercih ediliyordu. Böylece Mühürdarzade Nuri Bey, 1911 yılının başlarında Maliye teşkilatına katılmak için İstanbul’a gitti. 1918 yılında Maliye müfettişliğine getirilen Nuri Bey’in memuriyette önü açıktı ancak Birinci Dünya Savaşı’nın Osmanlı’nın yenilgisiyle sonuçlanması, memuriyet hayatının sonunu hazırladı. Yenilginin verdiği üzüntüsüne, işgal kuvvetlerinden destek alan azınlıkların yaptıkları da eklenmişti. Artık bu olaylara seyirci kalan hükümete memurluk yapmak istemiyordu. Tatavla semtinde birkaç azınlık mensubunun kendisini tartaklaması ve fesini yere fırlatması üzerine derhal daireye giderek istifasını verdi.

NURİ BEY TİCARETE ATILIYOR
1919 yılında memuriyetten ayrılan Nuri Bey’in geçimini temin edecek bir iş yapması lazımdı. O zaman aklına sigara kâ- ğıdı işine girmek geldi. Bu iş elindeki kı- sıtlı sermaye ile yapılabilirdi. Ayrıca sigara kâğıdı tekeli azınlıkların elindeydi. Kararını tez elden verdi ve bütün sermayesi olan 56 sarı lirayı kâğıt paraya çevirdi. 250 lirayla sigara kâğıdı ticaretine başladı. Mehmet Nuri’nin “Türk Zaferi” adını verdiği sigara kâğıdı, hem insanlara ümit vaat eden bir girişim oldu hem de kendisine çok iyi para kazandırdı. Nuri Bey bir yandan da Milli Mücadeleye destek veriyor ve Müdafaa-i Hukuk Cemiyeti’nin Beşiktaş şubesi başkanlığı- nı yürütüyordu. Milli Mücadele zaferle sonuçlandığında Nuri Bey’in bu ilk girişiminden edindiği servet 84 bin liraya ulaşmıştı.

DEMİR AĞLARLA ÖRDÜK…
Cumhuriyet ilan edildiğinde Nuri Bey genç cumhuriyetin yeniden inşasında yer almak istedi. Demiryolu yapımındaki yabancı tekelini kırmak ve paranın yurt içinde kalmasını sağlamak isteyen Ankara, daha önce Reji Jeneral adlı Fransız şirketine ihale edilen Samsun-Sivas demiryolu hattının inşasının Türk müteahhitlerine verilmesi kararlaştırılmıştı. Nuri Bey, ihaleye girerek en düşük tekliŞ verdi ve ihaleyi aldı. Ardından başka ihaleler de gelince, kardeşi mühendis Naci Bey’i memuriyetinden istifa ettirdi ve kurdukları şirketle köprü ve tüneller hariç toplam 1250 kilometre demiryolu inşa etti. Karabük Demir Çelik, İzmit kâğıt fabrikası, Sivas Çimento ve Bursa Merinos gibi Cumhuriyet’in ilk sanayi tesislerinin de yapımını üstlendi.

İSTİKBAL GÖKLERDEDİR
Cumhuriyetin ilk yıllarında Silahlı Kuvvetlerin uçak ihtiyacı için şehirler kampanya düzenleyerek para topluyor ve bir uçak satın alıp orduya hediye ediyordu. Bu uçaklara da hediye eden şehrin adı veriliyordu. Bir başka yöntem de ülkenin zenginlerine gitmekti. Vehbi Koç 5 bin, yine dönemin zenginlerinden Abdurrahman Naci Bey’in 120 bin lirayı çı- karıp vermişti. Ülkenin en zengini Nuri Demirağ’ın da kapısı çalındı. Ancak Nuri Bey’in cevabı çok farklıydı: “Siz ne diyorsunuz? Benden bu millet için bir şey istiyorsanız, en mükemmelini istemelisiniz. Mademki bir millet, tayyaresiz yaşayamaz, öyle ise bu yaşama vasıtasını başkalarının lütfünden beklememeliyiz. Ben bu uçakların fabrikasını yapmaya talibim.” Nuri Demirağ 1936 yılında on yıllık bir program hazırlattı. İlk iş olarak da Beşiktaş’ta Barbaros iskelesinin önünde, Deniz Müzesi’nin solunda bulunan büyük sarı binayı etüt merkezi olarak inşa ettirdi. Ayrıca pist ve uçuş sahası olarak kullanmak üzere Yeşilköy’de Elmas Paşa Çiftliği’ni satın aldı. Uçakların tasarım ve Ar-Ge çalış- maları Beşiktaş’ta, deneme uçuşları Yeşilköy’de yapılacaktı, ancak asıl üretim yeri Divriği olacaktı.

THK İLE YAŞANAN SORUN
Türkiye’nin ilk uçak mühendislerinden Selahattin Alan ile anlaşan Nuri Demirağ, Beşiktaş’ta üretime başladı. Bu arada Türk Hava Kurumu 10 tane eğitim uçağı ve 65 tane de planör siparişi verdi. Uçak ve planörlerin planını çizen Selahattin Alan; ilk uçak yapıldığında yerinde duramamış, hemen deneme uçuşuna çıkmıştı. Deneme uçuşu Selahattin Alan tarafından başarı ile tamamlandı. Ancak Türk Hava Kurumu ilgilileri, uçakların deneme uçuşunun bir de Eskişehir’de yapılmasını istedi. Alan çok iyi bir mühendisti ancak uçuş bilgisi zayıftı. Eskişehir’deki İnönü Kampı’nın açılışına uçağı ile inerken pistin kenarındaki hendeğ e düşerek hayatını kaybetti. Bu olay Nuri Demirağ için bir dönüm noktası oldu. Zira Türk Hava Kurumu, ‘Şartlara uygun değil’ gerekçesiyle siparişlerini iptal etti. Nuri Demirağ ile THK arasında yıllar süren mahkeme süreci yaşandı. Ankara Ticaret Mahkemesi, THK’yı haklı buldu. Demirağ, cumhurbaşkanı İnönü ve diğer ileri gelenlere mektuplar yazarak yanlışlığın düzeltilmesini istediyse de sesini duyan olmadı.

70 YIL ÖNCE UÇAK İHRACATI
Nuri Demirağ, THK’ya uçak satamayınca, yurtdışında pazar arayışına girişti ve bunda da başarılı oldu. İspanya, İran, Irak ve Suriye’ye uçak sattı. Bu arada, Demirağ’ın uçaklarını beğenmeyen THK üretimden kalkmış olan Fransız Henrio uçaklarında karar kıldı. Demirağ bir yandan ihracat yaparken, ürettiği uçakları kendi kurduğu “Gök Okulu”nda ve havayollarında kullandı. Yeşilköy’de kurulan Gök Okulu’nda pilot eğitimi veren Nuri Demirağ, Divriği’de de bir Havacılık ortaokulu kurdu. Okullarda okuyan öğrencilerin her türlü ihtiyacı nı üstlenen Demirağ’ın “Gök Okulu” nda kısa bir dönem İnönü’nün oğulları da eğitim görmüştü. 150 yataklı bir yurdu da bulunan ‘Gök 0kulu’na, üniversitede okuyan veya mezun olmuş öğrenciler alınıyor ve uçuş eğitiminin yanı sıra uçağın teknik yapı- sıyla ilgili eğitimler de verilerek pilot yetiştiriliyordu.

KEBAN’A BARAJ, BOĞAZ’A KÖPRÜ
Nuri Demirağ’ın uçaklarına yurtdışından talep gelse de ihracat zorlaştırıldığı için fabrikasını kapattı. Yeşilköy zaten istimlâk edilmişti. Tekrar taahhüt ve inşaat işlerine dönen Demirağ, 1942 yılında Keban’a baraj yapılması düşüncesini ortaya attı. Bir başka önemli projesi de Bo- ğaz’a köprü yapmaktı. Projeler 1933 yılında Atatürk’ün yakınında bulunanlardan Salih Bozok’la birlikte Atatürk’e gönderildi. Atatürk projeleri çok beğendi ve hükümete havale etti. Ancak Bayındırlık Bakanı Ali Çetinkaya ile Nuri Demirağ’ın arası ezelden beri açıktı. Başbakan İnönü de keza Nuri Bey’in projelerine sıcak bakmıyordu. Böylece İstanbul 40 yıl erken köprüye kavuşma fırsatını siyasi nedenlerle kaçırmı ş oldu. Nuri Demirağ kendisine yapı- lan bu haksızlıklardan artık bunalmıştı. Siyasilerle ancak siyasetin içinde mücadele edebileceğin anlayınca, politikaya atılmaya karar verdi. 1945 yılının temmuz ayında Türkiye’nin ilk muhalefet partisi olan Milli Kalkınma Partisi’ni kurdu. Verdiği davetlerde kuzu çevirip ikram ettiği için, politik çevreler ve basın tarafından alaya alınıyor, kurduğu partiye kuzu partisi deniyordu. Demirağ, Milli Kalkınma Partisi’yle seçimlerde yeteri kadar başarı gösteremedi. 1954 yılında Demokrat Parti’den adaylığını koyarak Sivas bağımsız milletvekilliğine seçildi. Ancak gelişmeleri beğenmeyince parti içinde ve TBMM’de en ağır eleştirileri yine ilk o başlattı. 1957 yılında şeker hastalığı sebebiyle hayatını kaybetti.